yaz, çiz, rahatla,

Bayrak Davasına Beraat!!! :)

Muğla’nın Dalaman ilçesinde bir Alman’ın evinin bahçesine direk dikip Alman bayrağını asması üzerine Çok sayıda İşçi Partisi üyesi Alman’ın bahçesine girerek bayrağı indirdi. Bu nedenle eyleme önderlik eden İşçi Partisi Muğla il başkanı Yüksel Sarı,İl başkan yardımcısı Mustafa Cihan,Ortaca ilçe başkanı C.Sarp Gürpınar ve İşçe Partisi Ortaca ilçe yöneticilerinden Gülşen Sarı hakkında Dalaman Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açıldı. 15 /11/2006 Günlü duruşmada, İşçi Partisi İl Başkanı Yüksel Sarı’nın yaptığı son savunmadan sonra mahkeme,suçun unsurları oluşmadığından BERAAT kararı verildi. Aşağıda Yüksel Sarı’nın mahkemede yapmış olduğu son savunmayı sunuyoruz.

ASLİYE CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞINA

DALAMAN

DOSYA : 2006/63 E

SANIK ; Yüksel Sarı,Ortaca

Tell:0533 243 2614- Eposta:avukatyuksel@hotmail.com.

http://sariyuksel.sitemynet.com

DAVACI : K.H

KONUSU : Esas hakkındaki savunmamın sunulmasıdır.

Muğla’nın Dalaman ilçesinde, toprak satın alan bir alman vatandaşı villasının bahçesindeki direğe Alman bayrağını asmış,durumdan rahatsız olan yurttaşlarımız bize bildirdi. Mahkemenizce de bilineceği gibi Bayrak kanunu, yabancı ülke bayraklarının hangi koşullarda ,nerelere asılabileceğini saymıştır. Alman vatandaşının villasının bahçesine bir direk dikip,kendi ülke bayrağını asması bu kanuna aykırıdır ve suç teşkil etmektedir.

O nedenle telefonla bizi arayan yurttaşlarımıza bu durumu yerel idarecilere bildirip bildirmediklerini özellikle sorduk.Telefonda konuşan yurttaşlarımız oldukça tepkiliydi.Bayrağın orada üç aydır asılı bulunduğunu,yerel idarecilerin durumu bildiklerini ama sessiz kaldıklarını,onlardan bir şey beklemediklerini,çünkü kendi çalışanlarına öncelikle yabancıların ihtiyaçlarının giderilmesi yönünde talimatlar verdiklerini, Türk vatandaşlarını kapıda bekletirken yabancılara büyük bir nezaketle zaman ayırdıklarını söylediler.

Bunun üzerine ertesi gün gittik,Alman bayrağını indirdik.Ortaca ve Dalaman’lı yurttaşlarımızda bize katıldı. Biz suç işlemedik,bir suçu ortadan kaldırdık.

Sayın yargıç,bir Alman vatandaşı başka bir ülkede evinin bahçesine direk dikip, kendi ülkesinin bayrağını neden asar? Onu bu suçu işlemeye sevk eden sebep nedir? Bu soruların yanıtı düşünülürken ,buna benzer olayları sıkça yaşamamıza neden olan yabancılara toprak satışı ve sonuçları üzerinde kısaca durmak istiyoruz.
Geçmişte ve bu gün, yabancılara toprak satışının serbest bırakılması ile Devletin dağılma süreci arasındaki paralellik hepimizin dikkatini çekmiştir.1854 Yılında Kırım savaşına katılan Osmanlı,ilk kez, İngiltere’den %6 faiz ile 3 milyon Sterlin borç almıştır.Batılı ülkelerin dayatmalarıyla,1856 Islahat Fermanı ile birlikte Yabancılara toprak satışı serbest bırakılmıştır.1860 yılında İngiltere, borçların ödenmesi görüşmeleri sırasında Osmanlı topraklarının yabancılara satışının önündeki tüm engellerin kaldırılmasını istemiştir. Bu satışlar sonucunda sadece Ege bölgemizde altı milyon dönüm arazi yabancıların eline geçmiştir. 1890-1900 yılları arasında İzmir’in yüzde seksen beşi’nin yabancılara ait olduğu açıklanmıştır.1913 yılında yapılan bir düzenlemeyle yabancı şirketlerin de Osmanlı’dan taşınmaz satın almalarının önü açılmış.Bu yasalara dayanılarak ,bu günkü İsrail’in bulunduğu topraklar Filistinlilerce satışa çıkarılmış, İsrail devleti bu topraklar üzerine kurulmuştur.Kurtuluş savaşından sonra, 1924 yılında çıkan kanunla yabancılara toprak satışına yasaklar getirilmiştir.

1984 yılında Yabancılara toprak satışının yeniden gündeme getirilmesi tesadüf değildir.Ancak Anayasa mahkemesince bu yasa iptal edilmiştir. Anayasa mahkemesi son derece öğretici olan iptal gerekçesinde şunları söylemektedir.”Ülkede yabancıların arazi ve emlak edinmesi salt bir mülkiyet sorunu olarak değerlendirilemez.Toprak,devletin vazgeçilmesi olanaksız temel unsuru,egemenlik ve bağımsızlığının simgesidir.Yabancılara satılan toprakların geri alınması zordur ve yabancılar kendi devletlerinin koruması altındadır. 1948 yılı öncesinde bu şekilde toprak satın alarak İsrail devletinin temellerinin atıldığı unutulmamalıdır.”

Nasıl ki batılı emperyalistlerin dayatmalarıyla ıslahat fermanı çıkmış ve böylece toprak satışı serbest bırakılmış ise, bu günde Avrupa Birliği dayatmalarıyla Yabancılara toprak satışı serbest bırakılmıştır..

Macaristan,Polonya,Çek Cumhuriyeti,Slovakya,Litvanya,Estonya gibi pek çok Avrupa ülkesi Avrupa Birliğine girmeden önce Yabancılara toprak satışını serbest bırakmayı reddetmişler ve onların bu karşı duruşu kabul edilmiştir. Türkiye ise Avrupa Birliğine girmeyeceği,ucu açık sürelerin verildiği ve bu sürelerin her defasında biraz daha uzatıldığı bir durumda hiç duraksama göstermeden Yabancılara toprak satışını kabul etmiştir.

Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulunun 6/2/2006 tarihli raporuna göre,kesin bilgi olmamakla birlikte ,yabancılara toprak satışının serbest bırakılmasıyla 51.012 yabancı, toplam 47.240 adet taşınmaz satın almıştır. Satın alınan taşınmaz miktarı ise 272.871.200 metrekaredir.Türk ortaklı alımlar,özelleştirmeler , şirket devirleri ve özellikle GAP bölgesinde kayıt dışı olarak yabancılara geçen taşınmaz miktarı ise bilinmemektedir.

Yabancıların taşınmaz satın almalarında dikkati çeken husus, bir bölgede koloniler halinde yerleşmeleridir. Bunun sonucunda Kalkan da bir İngiliz mahallesi kurulmuştur.Kalkan ticaretinde söz sahibidirler. Fethiye ölüdeniz civarında yaklaşık 4000 konut yabancıların elindedir.Onlarda kayıt dışı turizm işletmeciliği yapmaktadır.Milli ekonomi zaafa uğratılmaktadır.Didim’in önemli bir kısmı yabancıların eline geçmiştir. Elektrik ve su faturaları İngilizce olmuştur.Kendi bölgemiz Ortaca ve Dalaman ilçelerinde de İngiliz ve Alman mahalleleri vardır.

Yabancıların koloni halinde yerleşim birimleri kurmaları ile misyonerlik faaliyetleri daha da kolaylaşmış ve yoğunlaşmıştır.İşsiz gençlerimiz, para verilerek,kilisenin korumasına alınacakları ,Avrupa’ya rahat gidip gelecekleri ve iş sahibi olacakları söylenerek Hıristiyanlaştırılmakta,yabancılaştırılmakta ve kendi milletine karşı ajanlaştırılmaktadır.

Yabancılara toprak satışı ile bizim “ikiz ihanet yasaları dediğimiz,ikiz yasaların çok yakın ilgisi bulunmaktadır. Bilindiği gibi 2003 yılında iktidar ve muhalefet milletvekillerinin oylarıyla kabul edilen bu yasalara göre dilsel ve dinsel azınlık kavramları getirilmiş,azınlık kavramı genişletilmiş ve bir bölgede yaşayan azınlıklara kendi bölgelerindeki yer üstü ve yer altı kaynakları üzerinde hak iddia etme ve kendi kaderlerini tayin hakkı tanınmıştır.Bu yasalara göre Türkiye bu yükümlülüklerini yerine getirmediği taktirde askeri yaptırım da dahil olmak üzere her türlü yaptırım ile karşılaşabilecektir.

Sayın yargıç;

Toprak bağımsızlığın ve egemenliğin adıdır. Toprağınız yoksa eğer ne egemenliğiniz ne de bayrağınız olur.

Oysa bu gün Türkiye, dış borç faizlerini ödeyebilmek için,döviz karşılığında vücudunu satıyor. Türkiye aslında egemenliğini satıyor.Bundan daha büyük utanç olabilir mi?

Eğer biz yanlışsak,bütün bu satışlar doğru ise ,o zaman soruyoruz.Kurtuluş savaşını biz neden yaptık,neden düşmanı Polatlı önlerinden çevirdik ,Neden öldük?

Yabancılara toprak satışının toplumsal dokumuzu bozan,millet olma ve yurttaşlık bilincini zaafa uğratan olumsuz bir etkisi daha vardır.

Batılı emperyalistlerin baskılarıyla,Gümrük Birliği anlaşmalarıyla ,yabancı tarım ürünleri karşısında perişan edilen,pancarına ,tütününe kota konulan,toprağını ekemez hale gelen köylü çaresizlikten toprağını satışa çıkartır.Peki kim alacak?Komşusu da kendisi gibi.Böyle olunca bu bereketli topraklar yabancıların eline geçiyor.Yabancılar oralara villalar yapıyor,kendi mahallelerini kuruyor. Bir de kapı konuluyor.Türkler o mahallelere giremesin diye.Kapıya da bir Türk bekçi konuluyor. Bizim insanımız önceden ekip biçtiği,çocuklarını yetiştirdiği bu topraklara uzaklardan bakıyor ve kendisini bahçıvan,eşini de çamaşırcı yapabilmek için o kapıya yöneliyor.Milletin öz güveni köreltiliyor.Vatan kavramı,millet olma bilinci işte böyle yok ediliyor.

Sayın yargıç;

Bütün bunlar olurken aklımıza şu Afrika Atasözü geliyor.

“Önce bizim elimizde bereketli topraklarımız vardı,onların da elinde İncil.Sonra bereketli topraklarımız onların oldu,bizim ise elimizde İncil kaldı.”

Sayın Yargıç;

Şimdi yukarıdaki soruyu tekrarlıyoruz. Bir Alman bahçesindeki direğe Alman bayrağını neden asar?

Bu sorunun cevabı yukarıda anlatılanların tümüdür. Çünkü o Alman,bizim toprağı satın almakla,egemenliğimizi,haysiyetimizi her şeyimizi satın aldığını düşünmüştür.Orayı bir sömürge toprağı gibi görmüştür. Kendi milleti ile gururlanırken,bizim milletimizi çaresiz görmüş ve aşağılamıştır.

Fakat fena halde yanılmıştır.Alman bunu yapar da biz durur muyuz.? Gider o bayrağı indiririz.Nitekim öyle yaptık. Bin kere asılırsa, bin kere gider indiririz.

Biz suç işlemedik. Bir suçu ortadan kaldırdık.Bizim hiçbir millete düşmanlığımız yoktur.Hiç bir milletin bayrağı ile de sorunumuz yoktur.Egemenliğimizi , onurumuzu zedeleyen ve suç teşkil eden bir saldırıya karşı meşru müdafaa yaptık.O toprağın

İşgal edilmiş toprak olmadığını gösterdik.

Milletimiz hoşgörü sahibi,misafir sever büyük bir millettir.Fakat yabancılar da şunu bilmelidir. Bizim milletimiz ihanet yasalarını çıkaranlardan ibaret değildir. O nedenle nasıl ki su yüz dereceye geldiğinde kaynar ise,Türkiye’nin neresinde olursa olsun kanuna aykırı bir yabancı bayrak asılırsa, o bayrak derhal indirilir.

Milletimize söz veriyoruz.Bu teslimiyet son bulacaktır.

Hiç kuşku duyulmasın ki;Milli bir hükümet kurulacak ve yabancıya toprak satışı durdurulacaktır.

Sayın Yargıç;

Asıl biz şikayetçiyiz.Milli ekonomiyi batıranlardan,bizi borç batağına sokanlardan,hortumculardan,soygunculardan,vurgunculardan, Milli bağımsızlığımızı ayak altına düşürenlerden,onurumuzu kıranlardan,Gümrük Birliği anlaşmalarını imzalayanlardan,ihanet yasalarını çıkaranlardan,misyonerliği serbest bırakanlardan,halkımızı toprağını satmak zorunda bırakanlardan,vatan topraklarının satışını serbest bırakıp milletimizi bu durumlara düşürenlerden asıl biz şikayetçiyiz. O nedenle hakkımızda beraat kararı verilerek asıl sorumlu olanların cezalandırılmaları için dosyanın Cumhuriyet savcılığına iadesini talep ediyoruz.

SONUÇ VE İSTEM ; Yukarıda sunulan nedenlerle hakkımızda BERAAT kararı verilmesini talep ediyoruz. 15/11/2006

TatLiPicHhh

blog kontrol püf püf 1 2 blog kontrol si si se se so so blog kontrol

http://karakalemcem.wordpress.com/

Everybody knows that it’s now or never and that it’s me or you

A1 SAĞLIK KUMBARASI

A1 Sağlık Kumbarası
Nedir?
A1 Sağlık Kumbarası sağlığınız hakkında merak ettiklerinizi bulabileceğiniz, uzman desteği alabileceğiniz, çeşitli sağlık kuruluşlarında ayrıcalıklı ve avantajlı hizmetler alabileceğiniz, sizin ve sevdiklerinizin sağlığını özel şifrenizle kullanabileceğiniz ajandanızda takip edebileceğiniz, internet portalı ve üye sağlık kuruluşlarında kullanabileceğiniz bir kartlı üyelik sistemidir.

Neden Kullanılmalıdır?
1.A1 Sağlık Kumbarası, sizin ve sevdiklerinizin sağlığına değer ve önem verir.
2. A1 Sağlık Kumbarası, sağlık güzellik ve yaşamla ilgili bilgileri sizin için güvenilir ve güncel kaynaklardan hazırlar.
3. A1 Sağlık Kumbarası, sizin ve sevdiklerinizin sağlıklı ve güzel yaşamı için hizmet alabileceğiniz çeşitli kuruluşlarla en avantajlı anlaşmaları yapar.
4. A1 Sağlık Kumbarası, sizin ve sevdiklerinizin sağlıklı ve güzel yaşamı için gerekli ürünleri en avantajlı şartlarda sizinle buluşturur.
5. A1 Sağlık Kumbarası, sizin ve sevdiklerinizin sağlığını güncel olarak takip edebilmeniz ve saklayabilmeniz için güvenilir ve kapsamlı takvimler hazırlar.
Sağlık Takvimi -- Hamilelik Takvimi -- Bebek Takvimi -- Aşı Takvimi 
6. A1 Sağlık Kumbarası, çocuklarınıza güvenle tavsiye edebileceğiniz bir sağlık portalıdır.

icerix

vay be ilk içerix'i hatırlıyorum da yeşilli falan şimdiki hale bak